Hafif depresif belirtiler, hayatın pek çok stresine özellikle önemli kayıplara verilen normal tepkilerdir. Belirtiler normal çalışmayı aksatacak ve üst üste haftalarca sürecek kadar ciddileştiğinde depresyon bozukluk halini alır. Kadınların depresyon yaşama olasılığı erkeklerinkinin iki katıdır. Depresyon tanısı koymak için kişinin depresyonun tüm belirtilerini taşıması gerekmez, ancak belirtileri ne kadar çok ve ne kadar şiddetliyse kişinin depresyon geçirdiğinden o kadar emin olunmaktadır.

Depresyonun Duygusal Belirtileri:

Bitmek bilmeyen acı ve çaresizliktir, hepimizin zaman zaman yaşadığı gündelik sıkıntılar değildir.  Kişiler en neşeli durumlarda bile sevinç yaşama yeteneklerini kaybettiklerini bildirilebilirler. Bu belirtiye anhedoni denir. Bu kişiler aile ve arkadaşlarla görüşmekten zevk alamadıklarını ve işlerini ve hobilerini eğlenceli bulmadıklarını söylerler.

Depresyonun Bilişsel Belirtileri:

Bilişsel belirtiler öncelikle olumsuz düşüncelerden ibarettir; değersizlik, vicdan azabı,umutsuzluk, hatta intihar başlıca belirtilerdir. Depresyonda güdülenme düşük seviyededir.Depresyondaki kişi pasif olma eğilimi gösterir ve yeni etkinliklere başlamakta zorluk çeker.

Depresyonun Fiziksel Belirtileri:

Uyku bozuklukları, yorgunluk, iştahta değişiklikler ve enerji kaybıdır. Depresyon geçiren kişinin düşünceleri, dış olaylardan ziyade içe dönük olduğu için kişi ağrı ve sızılarını abartabilir ve sağlığı hakkında endişeye kapılabilir.

Yaygınlık:

Genel olarak depresyon yaygınlığı %3-5.8 kadardır. Bir yıllık yaygınlık %2,6-6,2 olarak verilmektedir. Hayat boyu risk erkekler için %3-12, kadınlar için %10-26’dır.

Farklı araştırmalara göre farklı rakamlar verilmekle birlikte tüm oranlar buna yakındır. Epidemiyolojik veriler herhangi bir yılda kadınların % 13’ü, erkeklerin % 8’inin depresyonda olduğunu belirtmektedir.

Depresyonda Risk Faktörleri:

Daha önce depresyon geçirmiş olmak, ailede depresyon öyküsü, tıbbi hastalık, işsizlik, çok sevilen birinin ani kaybı, boşanma, geçmişte intihar girişimi, kadın cinsiyeti, çocuk doğurma, sosyal desteğin kısıtlı olması, madde kullanımı, çocuklukta taciz, ebeveyn kaybı…