Çocukların tuvalet alışkanlığını 18-36. aylar arasında kazanması beklenmektedir. Bu yaşlardan önce çocukların tuvalet eğitimi için zorlanmaları yanlış olur. Ayrıca bu yaşlar çocuğun ‘anal dönem’ olarak nitelenen kendi bedenine sahip çıkması, kendine ait hiçbir şeyi başkaları ile paylaşmaması ile belirginleşen bir yaş dönemidir.

Genellikle bu yaşlardaki çocuklar (18-36 ay) her şeye hayır deme eğiliminde, başına buyruk, benim sözcüğünü sık kullanan, kararlarını kendi vermek isteyen dönemdedirler. Anne ve aile büyüklerinin “kakanı buraya yap” gibi önerilerini kendi yaşamına, bedenine, özgürlüğüne bir müdahale olarak görür. Bu gibi fizyolojik özellikleri dikkate alarak 1.5-2.5 yaşlar arasında tuvalet eğitimine başlanabilir. Tuvalet eğitimine başlama zamanı yeni bir kardeşin doğumuna, hastalık sırasına, aileden birinin ayrılmasına kısaca aile içi yeni ve alışılması gereken bir durumun varlığına rastlamamalıdır.

Çocuğun Tuvalet Eğitimine Hazır Olduğunu Gösteren Belirtiler

Tuvalet eğitimine başlamadan önce çocuğun buna hazır olduğunu gösteren işaretler değerlendirilmelidir. Hazır olmayan bir çocukta başarısızlığa uğrama olasılığı artar. Çocuğun hazır olduğunu gösteren fiziksel, zihinsel ve ruhsal belirtiler vardır.

Fiziksel belirtiler: Kuru kalma, gün içinde 2 saatten uzun kuru kalma, ıslak bez sayısının azalması, düzenli bağırsak  hareketlerinin varlığı, oturma, çömelme, yürüme gibi hareketleri rahatça yapabilme, pantolonunu giyebilme, ıslak ve kuru arasındaki ayrımı fark edebilme gibi yetenekleri kazanmış olduğuna ilişkin belirtilerdir.

Zihinsel belirtiler: Sıkıştığını ifade edebilme, söylenenleri yapabilme, kaka ya da çiş geldiğini fark etmedir.

Ruhsal belirtiler: Aile bireylerini taklit etmeye hevesli olma, anne ve babasını memnun etmeye isteklilik, kakalı ya da ıslak beze katlanamama, 5-10 dakika tuvalette oturmaya razı olma, kendinden büyük çocukların nasıl kaka yaptığını merak etme gibi davranışların varlığıdır.

Tuvalet Eğitimi Nasıl Yapılmalıdır?

Uygun zaman olduğuna karar verildikten sonra çocukla konu ile ilgili konuşmalar yapılmalıdır. Bu konuşmalar yetişkinlerin tuvaletlerini nereye yaptığı gibi konuları içerebilir. Çocuğun konuya istekli olduğu fark edildiğinde lazımlık almaya birlikte gidilebilir.

Lazımlığın nasıl kullanıldığı zorlayıcı olmadan anlatılır. Lazımlık onun odasında durabilir kullanılacağı zaman banyoya götürülebilir. Lazımlık ya da tuvaleti kullanan başka çocukları fark etmesi sağlanabilir.

Başlangıç için günde 3 kez 5-10 dakika lazımlıkta oturtmak iyi olur. Yemekten 20-30 dakika sonrası gastro kolik refleksin etkisi nedeniyle uygun zaman olabilir. Başlangıçta sonuca ulaşılmasa bile gidip tuvalette birkaç dakika oturması övülebilir. Beze yapılan kakalar ‘yeri burası’ diye belirtilerek onunla birlikte tuvalete dökülebilir.

Lazımlığı kullanamama, korkma ya da kazalar oluştuğunda çocuklar asla utandırılmamalı, cezalandırılmamalıdır. Tuvalet eğitimi 6-8 ay sürebilir. Yaz ayları gibi annenin daha rahat olduğu, bez olmadan dolaşma olanaklarının bulunduğu aylar daha uygundur. Ailelere bu süreçte gergin olmamaları, çocuklarının duygularını anlamaya çalışmaları, konuya yoğunlaşmaları, her çocuğun farklı olabileceği ve bu nedenle de esnek olmaları gerektiği hatırlatılmalıdır.

Çocuklarda Alt Islatma (Enürezis)

Çocuğun, idrar kontrolünün kazanıldığı biyolojik olgunluğa gelmesine karşın, mesanesinin istemsiz çalışması ve kontrol edilememesinden kaynaklanan yineleyici, idrarın istemsiz boşaltılmasıyla ortaya çıkan bir bozukluktur.

Nedenleri: Çocukta altını ıslatma uzun süre devam ederse, öncelikle organik bir bozukluğun olup olmadığının kontrol edilmesi gerekir. Bunun dışında diyabet, böbrek hastalıkları ve çeşitli parazitler de alt ıslatmaya yol açabilir. Organik bir bozukluk yok ise; psikolojik nedenlerin araştırılması gerekir.

Erken tuvalet eğitimi, baskıcı tutumlar, kardeş kıskançlığı, fobiler, ailede ölüm, ayrılık, okul başarısızlığı, çocuğun yaşadığı stres ve anksiyete gibi psikolojik faktörler de alt ıslatmaya neden olabilir.

Tedavi:

Alt ıslatmanın tedavisinde anne babaların öncelikle çocukların fiziksel muayenesini yaptırmaları ve idrar kaçırmaya yol açabilecek organik nedenler var ise tedavisini yaptırmaları gerekir. Tuvalet eğitimi çocukların hazır oldukları zamanda verilmelidir. Altını ıslatan çocuklara anne-babalar panik olmadan; çocuğu korkutmadan yaklaşmalıdırlar.

Davranışsal Tedavi (Destekleyici Tedavi): Aileye danışmanlık ve aile terapisi verilmesi, alt ıslatma günlüğü tutulması, yatmadan 2 saat önce sıvı alımının kısıtlanması, çocuğun yatmadan önce işetilmesi, gece işemesi için uykudan uyandırılması önerilir.

Alarm tedavisi: Çocuk yatağı ıslattığında çalan cihazlar kullanılır. Bunun için çocuğun 8 yaşını bitirmesi beklenmeli ve tedavi 2-3 ay sürdürülmelidir.

Çocuklarda Dışkı Kaçırma (Enkoprezis)

Çocuğun bağırsak kontrolünün sağlandığı ve kakasını tutma ve bırakma işlevini kontrol edebileceği yaşa gelmesine rağmen, kakasını uygunsuz yerlerde bırakmasına dışkı kaçırma denir.

Nedenleri:

Çocukluktaki dışkı kaçırma probleminde, öncelikle organik bir bozukluğun olup olmadığının kontrol edilmesi gerekir. Organik bir bozukluk yok ise; psikolojik nedenlerin araştırılması gerekir. Erken tuvalet eğitimi, baskıcı tutumlar, kardeş kıskançlığı, fobiler, ailede ölüm, ayrılık, okul başarısızlığı, depresyon çocuğun yaşadığı stres ve anksiyete gibi psikolojik faktörler de dışkı kaçırmaya neden olabilir.

Bu belirtilerin dışında kabızlıkla birlikte bağırsak içeriğinin aşırı birikimine bağlı istemsiz olarak dışkı kaçırma görülebilir. Bu durum ağrılı dışkılama yüzünden dışkının tutulmasından da kaynaklanabilir. Yetersiz tuvalet eğitimi nedeniyle bağırsak kontrolü kazanılmayabilir. Ya da kontrolü kazanmış olmasına rağmen, tuvalet ve tuvalete gitme ile ilgili korkular olabilir. Çocuğun genel olarak inatçı bir tutam içerisinde olması nedeniyle tuvalete, dışkılamaya karşı isteksizlik görülebilir.

Tedavi:

Dışkı kaçıran çocuğa anne babanın ya da çevredeki yetişkinlerin yaklaşımı çok önemlidir. Çocuk bu bozukluktan dolayı cezalandırılmamalı, küçük düşürülmemeli ve sık sık tuvalete gitmesi sağlanmalıdır. Özellikle kabızlığın olmadığı durumlarda, psikolojik değerlendirme önemlidir. Aile içi problemlerin ve gerginliklerin giderilmesi belirtilerde azalma sağlamaktadır. Kabızlık durumunda diyet önerilebilir.

 Bunun dışında oyun terapisi, psikoterapi, grup terapisi, aile terapisi, öğretmenle görüşme, çevre şartlarını iyileştirme de fayda sağlamaktadır.