Bağlanma, bebek ile temel bakım veren kişi arasında oluşan bağdır. Düzenli temasta bulundukları herhangi bir kişiye bağlanabilecekleri gibi genellikle bağlandıkları kişi annedir. Bebeğin, biyolojik yetersizliği dikkate alındığında, bakım verene karşı bir bağlanmanın oluşması kaçınılmazdır.

Bebek, annesine olan bağlılığını gülümseyerek, ağlayarak, annesini çağırarak, kızgınlığını ya da açlığını belli ederek gösterir. Bağlanmanın gelişimi için bebek ile anne arasındaki dokunmanın ve fiziksel temasın önemi kadar, annenin çocuğuyla olan sosyal iletişimi ve empati kurması da oldukça önemlidir. Bağlanmanın oluşabilmesi için annenin, sıcak ve güvenilir bir ortam yaratması gereklidir. Bağlanma ilişkisinin kalitesini ise bebek ile anne arasındaki ilişkinin niteliği belirler.

Anne bebekte güven duygusu yaratırken, annenin kendisi de tatmin ve memnuniyet duygusu yaşar. Bağlanmanın sağlıklı olması bebeğe güvenli ve sıcak bir ortam sağlar. Bunun için de bebeğin ihtiyaçlarını o anda karşılamak önemlidir. Bebek, annesinin ona besin kaynağı ve duygusal bakım vereceğine güvenmelidir. Bebeğin, ilk birkaç yılda annesi ile deneyimlediği yaşantıları, daha sonraki yıllarda diğer insanlarla olan ilişkilerinde model olacak ve belirleyici bir rol oynayacaktır. Empatik ve destekleyici bir anne ya da temel bakım veren kişi, bebeğin diğer insanlarla ilişkiler kurmasına ve dış dünyayı keşfetmesine yardımcı olur. Bebeği ile tutarlı ve güvenilir bir ilişki kuran anne, bebeğin diğerleriyle olan iletişiminin sağlıklı temellerini atmış olur.

Bağlanma Stilleri:

Mary Ainsworth ve arkadaşları bebekler ile bakım verenleri arasında dört temel bağlanma stili belirlemişlerdir:

Güvenli Bağlanma: Güvenli bağlanma da çocuk bağlandığı kişiden ayrıldığında huzursuzluk gösterir, o kişi döndüğünde ise neşelenir, olumlu davranışlar ile yetişkini karşılar. Bağlandıkları yetişkin, ortamdan çıktığında çocuk mutsuz olur ancak yetişkinin döneceğine dair güveni vardır. Güvenli bağlanmış çocuklar korktuklarında, endişelendiklerinde bağlandıkları yetişkine yönelirler. Bu çocuklar bağlandıkları yetişkinin onları rahatlatmak, korumak ve ihtiyaçlarını karşılamak için her zaman uygun ve orada olduklarını bilirler.

Güvenli bağlanmış çocukların birincil bakım verenleri için, çocuklar ile daha çok oyun oynadıkları, çocukların ihtiyaçlarına çabuk cevap verdikleri ve güvensiz bağlanmış çocuklara göre çocuklarına daha duyarlı oldukları belirlenmiştir.

Güvenli bağlanmayı deneyimleyen çocuklar, yetişkinlik hayatlarında daha uzun ve güven temelli romantik ilişkiler yaşayabilir, özgüvenleri daha yüksek olur, yakın sosyal ilişkilerden keyif alır, duygularını ve düşüncelerini insanlarla paylaşmakta daha rahat olurlar.

Kaygılı – Kararsız Bağlanma: Kaygılı-Karasız bağlanmış çocuklar, bağlandıkları kişiden ayrıldıklarında çok huzursuzlaşmakta ve stres olmaktadırlar. Bağlandıkları kişi odaya geri döndüğünde ise bu olumsuz duyguları hafiflemez, sakinleşmede güçlük yaşarlar. Kaygılı-Kararsız bağlanmış çocuklar yabancılara karşı büyük şüphe içindedirler. Kaygılı-Karasız Bağlanmış çocukların, birincil bakım veren kişisi istikrarsız bir şekilde çocuğun ihtiyaçlarını karşılar. Çocuk zaman zaman yetişkine ulaşabilirken bazı zamanlarda kişi meşgul olur ve çocuk ile ilgilenmez. Kaygılı-Kararsız Bağlanmış çocuklar bağlandıkları kişi ile hem çok yakın ilişki kurmak ister hem de temasa ilişkiye karşı dirençlilerdir.

Kaygılı-Kararsız Bağlanmış çocuklar ilerleyen yaşlarında, başka kişilere yaklaşmada tedirgin olmakta ve duygularının karşılıklı olmaması durumunda endişelenmektedirler. Bu kişiler romantik ilişkilerinde sıkça ilişkinin soğuk ve uzak olması nedeni ile ayrılıklar yaşarlar. Ayrıca Kaygılı-Kararsız Bağlanmış kişiler çocuk sahibi olduklarında da başkalarına bağlı olma ihtiyaçlarını zaman zaman çocukları ile karşılarlar.

Kaçıngan Bağlanma: Kaçıngan Bağlanmış çocuklar, bakım veren kişiyi yok sayma eğilimindedirler. Bakım veren kişi ile yabancı birini seçme şansı sunulduğunda hiçbir tercih belirtmezler.
Kaçıngan Bağlanmış çocuğun, bakım veren kişiyi yok sayması özellikle, yetişkinin odadan çıkıp geri döndüğünde gerçekleşir. Çocuk, bağlandığı kişiden bir telkin, temas ihtiyacı hissetmez. Reddedilmek yerine yakın ilişkiden kaçınır.

Kaçıngan Bağlanmış çocuklar, yetişkinlik hayatlarında yakın ilişki kurmakta bir hayli zorlanırlar. İlişkilerine duygusal yatırım yapmaktan kaçınır ve ayrılık olduğunda olumsuz duyguları çok az hissederler. Ayrıca yakınlarını zor zamanlarında tam anlamıyla desteklemekte, duygularını ve düşüncelerini partnerine ifade etmede güçlük yaşarlar.

Karışık Bağlanma: Bu gruptaki çocuklar genellikle kafası karışmış, sersemlemiş davranışlar sergiler. Hareketleri tepkileri karışıktır. Hem kaçınır hem de direnç gösterir. Araştırmacılar belirli bir bağlanma türüne sahip olmayan çocukların, bakım veren kişilerin hem huzur hem de korku duygusunu karışık olarak ilettiğinden bahseder. Buna bağlı olarak çocuğun hem bakım veren kişiden korkması hem de onu sakinleştirmesi durumu karışık bağlanmaya neden olabilir.

Bağlanma Bozukluklarının Sınıflandırılması

Bağlanamama Bozukluğu:

  • Bu çocukların, belirgin bir bağlanma ilişkisi geliştirme şansları olmamıştır. Bu nedenle de sıkıntıya ya da korkuya kapıldıklarında bile herhangi bir figüre bağlanma davranışı gösteremezler.
  • Çoğunlukla kopuk ve ayrık görünürler ve yabancılara pek ilgi göstermezler.
  • Bu çocuklar, temel bağlanma figüründen ayrıldıklarında, çocukların tipik olarak sergiledikleri sıkıntıyı ve ayrılık kaygısı belirtilerini sergilemezler.
  • Bu sorun, birden fazla kişi tarafından bakım alan, yetiştirme kurumlarında kalan ya da ihmal edilmiş çocuklarda sıklıkla görülür.
  • Bağlanma ilişkileri geliştirme becerileri olmadığı için değil, bu tür ilişkiler geliştirme olanakları olmadığı için bu sorun ortaya çıkmıştır.

Gelişigüzel Bağlanma Bozukluğu

  • Bu çocuklar gelişigüzel bir bağlanma örüntüsü gösterirler. Sıkıntıda olduklarında ya da teselliye ihtiyaçları olduğunda etraflarında bulunan herhangi bir yetişkine yönelebilirler.
  • Temel bir bağlanma figürü olsa da korktuklarında ya da kendilerini tehlikede hissettiklerinde, doğrudan bu kişiye yönelmezler. Bu özelliklerinden dolayı bu çocuklara “Sosyal olarak Ayrım Gözetmeyen Çocuklar” da denir.
  • Bu sorun, yetiştirme yurtlarında yetişmiş ya da birden fazla aileye bakılması için verilmiş çocuklarda sıkça görülür.

Saldırgan Bağlanma Bozukluğu:

  • Bu çocukların bağlanma ilişkilerine bakıldığında, öfke ve engellenme duygularının hakim olduğu ve hem kendilerine hem de temel bakım veren kişiye karşı saldırgan duygular taşıdıkları görülür.
  • En küçük bir engellenmede bile temel bakım veren kişiye karşı öfke ve kızgınlık duyabilirler ya da kendilerine zarar veren davranışlarda bulunabilirler.
  • Özellikle ailelerinde fiziksel şiddete maruz kalmış ya da tanık olmuş çocuklarda sıklıkla görülür.

Rollerin Yer Değiştirdiği Bağlanma Bozukluğu:

  • Bu çocuklar, aşırı derecede dikkatli ve istekli ya da tam tersine cezalandırıcı ve reddedici olabilirler.
  • Bakım veren ile çocuğun bağlanma ilişkisine bakıldığında ise, bakım verenin üstlenmesi gereken bazı bakım görevlerini, çocuğun üstlendiği görülür.

Tedavi

Bebek-Ebeveyn psikoterapisi, özellikle 3 yaş altı çocuklarda görülen bağlanma sorunları için önerilmektedir. Uzman, bebek ile ebeveynleri hep birlikte seansa alır. Bu yöntem hem ebeveynin hem de bebeğin soruna etkisinin olduğu bebek-ebeveyn ilişki sorunlarında kullanılır. Oyun Terapisi de 2-12 yaşlar arasında bağlanma ilişkilerinin yeniden kurulması ve çocuğun travmatik süreçle baş ederek süreci yeniden anlamlandırmasına yardımcı olmaktadır.